Aralık 18, 2013

gözlerin ne hoş ki; şimdi aklım başıma geldi.
deniz gördüm..
yelkenler fora oynamalıyım.

asla terk olunmayacak saat dilimleri içerilir..
-zihinde doğum sancısı var sanırım düşünlerin
iki büklüm kalıyorum çok kez-
ayakların ve mesela... ne güzel ayakların var.

ardına anlamalı düşecek bir kelime dökebilirim düye düşünüyorum ismin..
sahi ismin neydi?

Aralık 15, 2013

günce

-bir şekilde sabah olmuş..
geceden kalma başımı yastıktan alabildiğimde saat henüz çok erken bir vakti gösteriyordu. o kadar erkendi ki gözlerim inanamadı… belki tam açılmadı da bu yüzden, emin değilim.. ve bundan ötürü olsa gerek saati hatırlayamıyorum.. yok yok çok erkendir o kesin.. 
bir zaman sonra kalkmayı da başaramadık demek değil tabi buraya kadar kısmı.. 
kalktık... sonra unuttuk her bir şeyi güya programına dair.. evet evet bir güya programım var.. adını uygulanma akıbetinden aldı zamanla.. 
tik tak tiktak tiktiktiktikk tak...
adına yakışır bir 'güya program' uyumuyla vakit su gibi akıp geçip gitme vaktine gelmiştir artık.. -bir hışımla apar topar atıştır sonra bir hışımla fırla dışarı.. tam çıktım derken -bir şey mi eksik? sanki bi'şey mi unuttum ki.. ?? yok bu sefer değil sanırım.. yola devam. 
en sevdiğim yere geldik.. -mesai sabahlarımın vazgeçilmez adresi, alt geçit konser alanı -bu sefer ki parçamız ne olsun beğenirsiniz bu yaklaşık yirmi saniyeye sığdırılan sürede.. 'aldırma gönül aldırmaa...' takılmış dilime..
yaklaşık yirmi saniye.. -biraz hızlı mı yürüyorum ne?- yalnızken hızlı yürünür çoğu zaman evet.. üsten geçen araçlar senfonisiyle konserimiz son bulurken merdivenleri bir bir tırmanırken geri dönüp son bir kez duygu dolu gözlerle o mükemmeliyetin karanlığına doğru bir bakış atmıyorum tabi ki… -yeterince saçma zaten her şey- 
hehh sonra dur da dur belediye otobüsü bekle.. -her şey bunun içindi-

Aralık 13, 2013

-uyu!

bu gece neden bu kadar suskunsun.. -derdimin derininde demi buldum sonunda-
dudakların kurumuş.. -cümlem yine su- vucudumun yüzde tam olarak bilmem kaçını aşmış, fikrimin yüzde bir çok kısmı suya çalmış.. ufak ufak göletlerde yüzmeye çalışan veletler var.. -bu hiç konumuz değil- 

konumuz, konumumuzun yokluğuna paralel olarak "yok"-bu kadar basit bir durumun anlaşılınmayacak hiçbir kısmı yok evet- söyleceğini ağza tıkıp geveleme aşaması burası.. kaçmak için vaktin yok değil -gelmek için vaktin olmamış olsa ne mutlu olurmuş sana (farkettin!)-
yutağımda, yutkunurken hissettiğim bir sızı var ki o da sudan.. sudan sebeplere sığınıp sözü uzatıyorum ya gidecek yerim yok!

bir ürperişe tabir telaşında bir kelam aradım durdum.. yorulmuşum. -uyu!-

Aralık 11, 2013

kelimeler

kostümler geçirdim bir bir akabine harflerin.. yalanlar yakışırdı belki alınları ortasına(?) -vaz geçtim..
senden bir parça kalmasın kafi..
kelimeler seçtim… kelimeler seviştirdim kaçmak için.. ardın sıra yakarışa yakalandı bir kısmı.. kimine uçurumlar biçti kader..
bir 'c' mesela gördüm ki; uçurum kenarında bir 'm' ile bakışık kalakalmış…
nasıl bir bakıştır Allahım son bakış mı?
c üzerinden bir yaş süzülürken m bakakalmış.
damla düştü! ardından c… ardından m...
m mi? -kâh yaşı kâh c yi yakalama telaşında m.. düşüştüler ve bütün kelimeler yıkıldı. bütün harfler üşüştü bir uçurum bulup buluşturup…
düşüşlerle ölümler yakıştırdılar takıp takıştırıp..  ne vahşete mevzu oldu bu!
bir z dahi kalmadı zira. ses kalmadı..

başka bir gün -uçurumsuz bir başka gün- n'ler toplanmıştır belki de kim bilir(?)