kendi çemberini biçtin
satırlarca..
bu geldiğin nokta
kaderin tecellisi(!)
adının baş harfini bile seçememiş
bir kel kör kirpi tekerlemesi
kel kör kirpisisin sen.
Ağustos 28, 2014
Ağustos 22, 2014
bir fikrim var;
daha iyi bir fikrim
oldu sonra.. sustum; bir 'leyla' fikrine aklımı kaçırdıktan sonra.. belki unutulmuş
bir leyla.
-sakın her şey olağan dışıymış gibi düşünmeme imkan tanımayın.. olağan ki:
yakınlık her ne
kadar öyle görünüyor olsa da mesafeyle ilgili değildir.. bunu en iyi uzak
yollardan gelenler bilir.
olağan ki:
insan belli bir yaşa
kadar sadece kan bağını seçemediğini zanneder.. oysa bu seçemediğinin ilkidir
yalnız.
Temmuz 20, 2014
beklemek üzeri
boş
yazınlar dizisine bir başlangıç olmasın mı bu?
(-olmayacak)
'boş'
mevzubahis olunca zati varlığımız kâfi.. bir hüsran
şokunun biraz sonrasından yazabiliyorum.. hemen sonrasında bir bütün olarak
kalınmasının mümkün olması zira, mümkün olmadı.
yine
bekliyorum.. bir yıl öncesinin, bir farklı, aynı
zamanını tıpkısının aynısınca bekliyorum.
belirsizliğin
daniskasında, belirsizliği bekliyorum.
Mayıs 17, 2014
Nisan 15, 2014
solunumsuzluk
karanlığı takip eden sokak lambaları karanlık olmamalıydı ki.. karanlıkta aydınlığı takip edebilelim. şu an amacına bu kadar hizmet etmeyen başka bir şey düşünemiyorum.. bir de benden başka hiçbir şey..
sırtım üşümüş...
aklından geçmeye yeltenen bir ben var mı hala düşününde? -düşünmek solunumsuzluk etkisini beraberinde getirir mi? diye duraksadım... neyse ki değilmiş.
Özdemir Asaf sayfa boşluğuna karaladım..
yazmayı unutmuş bir
kalemle
boğuşuyorum..
kalktım sana
yordum;
sevmeyi unutmuş
kalbim yanıyordu
sevgiyi unutmuş
kalemdin.
.
Nisan 06, 2014
aylar geçti vesselam...
hayal kahvem, düşmüş
satırdan..
zaman boşluk mu doğurmuş da
dizede yeri darmış..?
Şubat 28, 2014
sonsuz
-kalpte acısı dinmemiş hala belki; kabuk yara bağlamış kabuk üstüne..
herkes bilir kaldırılan kabuk kanar..
taş bağladım ucuna..
aman ne fecai!
uzun bir mesai de ister bu..
alın size bir kel alaka:
sekizin sonsuzluğu..
ve sizin doyumsuzluğunuz bayım
matematikte bi'hayli afaki..
Aralık 18, 2013
gözlerin ne hoş ki;
şimdi aklım başıma geldi.
deniz gördüm..
yelkenler fora oynamalıyım.
asla terk olunmayacak saat dilimleri içerilir..
-zihinde doğum sancısı var sanırım düşünlerin
iki büklüm kalıyorum çok kez-
ayakların ve mesela... ne güzel ayakların var.
ardına anlamalı düşecek bir kelime dökebilirim diye düşünüyorum ismin..
sahi ismin neydi?
deniz gördüm..
yelkenler fora oynamalıyım.
asla terk olunmayacak saat dilimleri içerilir..
-zihinde doğum sancısı var sanırım düşünlerin
iki büklüm kalıyorum çok kez-
ayakların ve mesela... ne güzel ayakların var.
ardına anlamalı düşecek bir kelime dökebilirim diye düşünüyorum ismin..
sahi ismin neydi?
Aralık 15, 2013
günce
-bir şekilde sabah olmuş..
geceden kalma başımı
yastıktan alabildiğimde saat henüz çok erken bir vakti gösteriyordu. o kadar
erkendi ki gözlerim inanamadı… belki tam açılmadı da bu yüzden, emin değilim.. ve bundan
ötürü olsa gerek saati hatırlayamıyorum.. yok yok çok erkendir o kesin..
bir zaman
sonra kalkmayı da başaramadık demek değil tabi buraya kadar kısmı..
kalktık... sonra unuttuk her bir şeyi güya
programına dair.. evet evet bir güya programım var.. adını uygulanma
akıbetinden aldı zamanla..
tik tak tiktak tiktiktiktikk tak...
adına yakışır bir 'güya program' uyumuyla vakit su gibi
akıp geçip gitme vaktine gelmiştir artık.. -bir hışımla apar topar atıştır sonra
bir hışımla fırla dışarı.. tam çıktım derken -bir şey mi eksik? sanki bi'şey mi
unuttum ki.. ?? yok bu sefer değil sanırım.. yola devam.
en sevdiğim yere geldik..
-mesai sabahlarımın vazgeçilmez adresi, alt geçit konser alanı -bu sefer ki
parçamız ne olsun beğenirsiniz bu yaklaşık yirmi saniyeye sığdırılan sürede..
'aldırma gönül aldırmaa...' takılmış dilime..
yaklaşık yirmi saniye.. -biraz hızlı
mı yürüyorum ne?- yalnızken hızlı yürünür çoğu zaman evet.. üsten geçen araçlar
senfonisiyle konserimiz son bulurken merdivenleri bir bir tırmanırken geri
dönüp son bir kez duygu dolu gözlerle o mükemmeliyetin karanlığına doğru bir
bakış atmıyorum tabi ki… -yeterince saçma zaten her şey-
hehh sonra dur da dur belediye
otobüsü bekle.. -her şey bunun içindi-
Aralık 13, 2013
-uyu!
bu gece neden bu
kadar suskunsun.. -derdimin derininde demi buldum sonunda-
dudakların kurumuş.. -cümlem yine su- vucudumun yüzde tam olarak bilmem kaçını aşmış, fikrimin yüzde bir çok kısmı suya çalmış.. ufak ufak göletlerde yüzmeye çalışan veletler var.. -bu hiç konumuz değil-
konumuz, konumumuzun yokluğuna paralel olarak "yok"-bu kadar basit bir durumun anlaşılınmayacak hiçbir kısmı yok evet- söyleceğini ağza tıkıp geveleme aşaması burası.. kaçmak için vaktin yok değil -gelmek için vaktin olmamış olsa ne mutlu olurmuş sana (farkettin!)-
yutağımda, yutkunurken hissettiğim bir sızı var ki o da sudan.. sudan sebeplere sığınıp sözü uzatıyorum ya gidecek yerim yok!
bir ürperişe tabir telaşında bir kelam aradım durdum.. yorulmuşum. -uyu!-
dudakların kurumuş.. -cümlem yine su- vucudumun yüzde tam olarak bilmem kaçını aşmış, fikrimin yüzde bir çok kısmı suya çalmış.. ufak ufak göletlerde yüzmeye çalışan veletler var.. -bu hiç konumuz değil-
konumuz, konumumuzun yokluğuna paralel olarak "yok"-bu kadar basit bir durumun anlaşılınmayacak hiçbir kısmı yok evet- söyleceğini ağza tıkıp geveleme aşaması burası.. kaçmak için vaktin yok değil -gelmek için vaktin olmamış olsa ne mutlu olurmuş sana (farkettin!)-
yutağımda, yutkunurken hissettiğim bir sızı var ki o da sudan.. sudan sebeplere sığınıp sözü uzatıyorum ya gidecek yerim yok!
bir ürperişe tabir telaşında bir kelam aradım durdum.. yorulmuşum. -uyu!-
Aralık 11, 2013
kelimeler
kostümler geçirdim
bir bir akabine harflerin.. yalanlar yakışırdı belki alınları ortasına(?) -vaz
geçtim..
senden bir parça
kalmasın kafi..
kelimeler seçtim…
kelimeler seviştirdim kaçmak için.. ardın sıra yakarışa yakalandı bir kısmı..
kimine uçurumlar biçti kader..
bir 'c' mesela
gördüm ki; uçurum kenarında bir 'm' ile bakışık kalakalmış…
nasıl bir bakıştır
Allahım son bakış mı?
c üzerinden bir yaş
süzülürken m bakakalmış.
damla düştü!
ardından c… ardından m...
m mi? -kâh yaşı kâh
c yi yakalama telaşında m.. düşüştüler ve bütün kelimeler yıkıldı. bütün harfler
üşüştü bir uçurum bulup buluşturup…
düşüşlerle ölümler
yakıştırdılar takıp takıştırıp.. ne
vahşete mevzu oldu bu!
bir z dahi kalmadı
zira. ses kalmadı..
başka bir gün
-uçurumsuz bir başka gün- n'ler toplanmıştır belki de kim bilir(?)
Ekim 11, 2013
Eylül 24, 2013
sohbet
bir sohbet odasına bağlanma aşaması(çabası):
bağlantı kurulması zaman aşımıyla sabır testine tabi tutan oda..
hem daha açılışta...
daha neler bekliyordur kim bilir?
ben bilmem...
neyse ki işsiz güçsüz bi adamın beklemekle ilgili pek şikayet hakkı olmuyor..
yoksa duruma bozulabilirdim biraz
yani hakkım olsaydı!
hakkım olsaydı demişken aklıma başka mevzular hucum etmiyor değil..
bu herangi birini ilgilendirir mi?
hiç sanmıyorum..
hiç sanmadığım durumlarda kalemimi kendime saklarım..
bu gitgellerim delirdiğimi düşündürtmesin..
ya da düşündürtsün..
zaten bi şekilde düşünürsünüz..
başta olsun..
daha sabır testinin sonunu dahi görmeden
...
sabırsız olduğum kanısına da varılabilr tabi
size kalmış bayım...
kurul kurul bağlantı
kuruttun be beni
rahatsız koltuğum
karnım gurul gurul
acıktım da denebilir ama değil
ben biraz aşıktım
üstümden bi geçti!
bayım, öyle böyle değil
ah ne madurum sahi
geceler boyu dahi
uyuyamıyorum horul horul
yok la sıkılmıyorum.. beyaz sayfa severlerdenim ben.. bir de bir şiiri anımsadım.. bir de "yağmuru dansa kaldıranlardanım ben"... şiiri de yazarım bi'ara.. şimdi yazmam bi anlam taşımaz die düşünedurmaktayım... zira görünen o ki bir boşluğa yazadurmaktayım... hayatta genel olarak şu sıra öle durmaktayım.. sorduk mu la diye deme.. dur dur deme öyle deme... sor ozman boş boş durana kadar.. ne gada içerledim la kendi kendime.. hahahaa sesli güldüm piç (inci sözlük deyişi)
heheey bu bağlantı benle kafa yapıyo la.. ha bi bu eeksikti.. bi de bişeyle ilgili bi espiri vardı yahu.. dur dur hatırlıcam şimdi... dubi.. budi... hogo... yugii... neydi yahu! heh buldum :) buda... buda vardır hani uzak doğu şeyi bi de buda gelri buda geçer vardır hani... hahahaa :D
tamam sıkıldım doğrusu başka bi yol bakma içinde olurum muhtemelen birazdan.. alınma he bağlantı..
hoop..
bu rengi severimdir hep he
deneme aşaması kelimesinin neden hoop olduğunun sorma sakın..
-ismail abi?
-hoop..
-naptınn?
-nasııl??
-ne yaptın yani??...
-hee... napim be.. aynı..
-oldu ozaman ben gideyim..
-nasıll?
-gideyim diyoruum..
-yok öle değil değill.. yani nası gideceksin?
-hee.. şurdan özel limüzinimin şöförüyle özell uçağıma.. ordan gideyim giderim diyorum..
-böhöhöhöööy.. senin ağzından çıkanın kulağına erişim yollarını ne yapcaz.. şu anda hiç bilememkteyim..
-ne diyim ben sanaa.. artıkk
-allasmarladık..
-nasıll?
-alaasmarladık de diyom.. allasmarladık.. hani gidiyonya limüzinin o şöferinle özel uçaknan..
-hee... oldu mademm... alaasmarladıık..
-hehaohooow...
buraya geldim mi? sahi burdayım mı?
yazınca gönder nasıl oluyor yahu? kafayı yedirttiniz he bağlantı!
bi de şu uyarı yazısını okuyamadım la allah sizi ne yapmasın...
'sadece zeki kızlar okusun.' ne demek?... başta sadece kız alın la ozman erkek ne yapsın.. okumasın mı?.. erkeklerde okusun kardeşim...
dışardayım la ozman.. ben mi beklemeliyim hep...
peki kabul daha genel düşünülrse ufak dünyevi problemler içindeyim.. ne derece kafa yenilmiştir, bil bakalım...
bağlantı kurulması zaman aşımıyla sabır testine tabi tutan oda..
hem daha açılışta...
daha neler bekliyordur kim bilir?
ben bilmem...
neyse ki işsiz güçsüz bi adamın beklemekle ilgili pek şikayet hakkı olmuyor..
yoksa duruma bozulabilirdim biraz
yani hakkım olsaydı!
hakkım olsaydı demişken aklıma başka mevzular hucum etmiyor değil..
bu herangi birini ilgilendirir mi?
hiç sanmıyorum..
hiç sanmadığım durumlarda kalemimi kendime saklarım..
bu gitgellerim delirdiğimi düşündürtmesin..
ya da düşündürtsün..
zaten bi şekilde düşünürsünüz..
başta olsun..
daha sabır testinin sonunu dahi görmeden
...
sabırsız olduğum kanısına da varılabilr tabi
size kalmış bayım...
kurul kurul bağlantı
kuruttun be beni
rahatsız koltuğum
karnım gurul gurul
acıktım da denebilir ama değil
ben biraz aşıktım
üstümden bi geçti!
bayım, öyle böyle değil
ah ne madurum sahi
geceler boyu dahi
uyuyamıyorum horul horul
yok la sıkılmıyorum.. beyaz sayfa severlerdenim ben.. bir de bir şiiri anımsadım.. bir de "yağmuru dansa kaldıranlardanım ben"... şiiri de yazarım bi'ara.. şimdi yazmam bi anlam taşımaz die düşünedurmaktayım... zira görünen o ki bir boşluğa yazadurmaktayım... hayatta genel olarak şu sıra öle durmaktayım.. sorduk mu la diye deme.. dur dur deme öyle deme... sor ozman boş boş durana kadar.. ne gada içerledim la kendi kendime.. hahahaa sesli güldüm piç (inci sözlük deyişi)
heheey bu bağlantı benle kafa yapıyo la.. ha bi bu eeksikti.. bi de bişeyle ilgili bi espiri vardı yahu.. dur dur hatırlıcam şimdi... dubi.. budi... hogo... yugii... neydi yahu! heh buldum :) buda... buda vardır hani uzak doğu şeyi bi de buda gelri buda geçer vardır hani... hahahaa :D
tamam sıkıldım doğrusu başka bi yol bakma içinde olurum muhtemelen birazdan.. alınma he bağlantı..
hoop..
bu rengi severimdir hep he
deneme aşaması kelimesinin neden hoop olduğunun sorma sakın..
-ismail abi?
-hoop..
-naptınn?
-nasııl??
-ne yaptın yani??...
-hee... napim be.. aynı..
-oldu ozaman ben gideyim..
-nasıll?
-gideyim diyoruum..
-yok öle değil değill.. yani nası gideceksin?
-hee.. şurdan özel limüzinimin şöförüyle özell uçağıma.. ordan gideyim giderim diyorum..
-böhöhöhöööy.. senin ağzından çıkanın kulağına erişim yollarını ne yapcaz.. şu anda hiç bilememkteyim..
-ne diyim ben sanaa.. artıkk
-allasmarladık..
-nasıll?
-alaasmarladık de diyom.. allasmarladık.. hani gidiyonya limüzinin o şöferinle özel uçaknan..
-hee... oldu mademm... alaasmarladıık..
-hehaohooow...
buraya geldim mi? sahi burdayım mı?
yazınca gönder nasıl oluyor yahu? kafayı yedirttiniz he bağlantı!
bi de şu uyarı yazısını okuyamadım la allah sizi ne yapmasın...
'sadece zeki kızlar okusun.' ne demek?... başta sadece kız alın la ozman erkek ne yapsın.. okumasın mı?.. erkeklerde okusun kardeşim...
dışardayım la ozman.. ben mi beklemeliyim hep...
peki kabul daha genel düşünülrse ufak dünyevi problemler içindeyim.. ne derece kafa yenilmiştir, bil bakalım...
Eylül 22, 2013
beyin kendine son hazırlamaktan aciz…
duvarlar var,
arsız yükselen ketum duvarlar.
nasıl’lar boyu haykırışlar çaresiz.
nesiller boyu süren bir dava...
kim bilir kaç sevda çiçeğinin boynunu güneşin aksine büktüren
gölgeye… karanlığa!
sevda çiçekleri mağdur
üzerine düşen damlaları mahmur
yağmurun...
kalk git bütün kökleri göze alarak rüzgar!
rüzgara al götür yakarışları nafile...
Fuzûlî’den kulağa hoş bir gazel bile değil...
gitme diyen dil
ses zamanını da tutturamayınca gitme’ler biçare.
duvarlar var,
arsız yükselen ketum duvarlar.
nasıl’lar boyu haykırışlar çaresiz.
nesiller boyu süren bir dava...
kim bilir kaç sevda çiçeğinin boynunu güneşin aksine büktüren
gölgeye… karanlığa!
sevda çiçekleri mağdur
üzerine düşen damlaları mahmur
yağmurun...
kalk git bütün kökleri göze alarak rüzgar!
rüzgara al götür yakarışları nafile...
Fuzûlî’den kulağa hoş bir gazel bile değil...
gitme diyen dil
ses zamanını da tutturamayınca gitme’ler biçare.
Eylül 08, 2013
Eylül 04, 2013
hödük
yakama çarpan
soluğumun sesinden yaşadığımı anlıyorum.. hava mı kararmış?… akşam mı olmuş?...
ışığı kim açtı?... uyudum mu? uyanmak mı bu? meğer vakitsiz uyuyunca ölür
sanırmış insan.. vakitsiz sevip vakitsiz kopup gözlerinden üstüne bir de vakitsiz uyuyunca
ölür sanırmış insan… bu kadar şey ne haddimeyse! değil mi?
soluğumun yakama
vuran uğultusundan ve uğultuyla eş zamanlı inip kalkan göğüs kafesimden… kulağa
vuran bir şarkı tınısından yaşadığımı anlıyorum… ne çok yaşam belirtisi
içindeymişim meğer.. uyanıkken insan farkına varamıyor.. uyanır olmak
gerekirmiş.
kalbim solukla eş
zamanlı inip kalkan göğüs kafesimde sıkışmış gibi… sıkılmış da olabilir? bir
memnuniyetsizliği var sanki bütün yaşam belirtileri içinde… hödük anlamaz ki
yaşamın kendisi olduğunu! hödük sevgilim anlamadın hala değil mi?
eylül hüzün
izlediğim gördüğüm
duyduğum her şey kalbime dokunuyor doğrusu… tamam bu geceden de bir şey
istemiyorum… yalnız yarın sabah günaydınlaşsak yine. sadece birer kelimelik.
ne yaptın bütün
gün…? merak zihne kurulu saat gibi… her dakika bir alarm! tik-tak tik-tak…
donk! merak…. işte böyle..
ve eylül... hüzün. üstünden geçse de zaman, adı böyle kalacak bir başka anlam.. kalbim dahil her şeyi tutuyorum... bir kelimeyi yutkunurmuş gibi dilden dökülmeden....
bir 'sen'e tutunadurmak geçmek bilmiyor üzerimden.... belki birkaç yüz kez tekrar ededuran 'gözlerinden güneş çaldım' parçasıyla kim bilir ne tınılardan mahrum kalıyorumdur?
cümlelerdeki bir ben merkezlilik dikkat çekerdir belki.. yanlış! bendeki 'sen' merkezliliktir bu.
'can kırıkları'nın anlam kazandığı zamandır eylül..
'can kırıkları'nın anlam kazandığı zamandır eylül..
ve düşündükçe, eylül...; hiç bir hayata dair devam çabasının içinde değilim gibi... [hayata dair'den kasıt gelecek'tir.] olur da yolum düşerse, yalnız ufak bir çakıl taşı alıp denize sallıyorum gibi mesela; ardına bakmadan... gezindiğim kıyılar gelecek kaygısından uzak. ne yapıyorum bilmiyorum.. yarınım yok!(aşırı depresife bir paratez açıp aşırı depresif durumu gözler önüne seriyorum burada.) bu güçlü bir mecaz ve bir o kadar gerçek; yarına ait bir düşünce yok... amaç yok! kaç gibi uyanırım bilmiyorum... sabahın körü de olabilir, öğlenin sıcağa çalan bir saati de uyandığım... 'sen'e uyanışım olması gibi bir kesinlik var... oradan dahi göründü değil mi? ben nasıl 'sen' olmuş....
gözlerimden geçen karelere inanamazsın!... kimse böyle olacağını bilemezdi... birlikte paylaşılan anlar dersiz topsuz, fütursuz bir bir canlandı... alelade bir deyiş sanırdım 'gözde canlanma'yı ifade olarak...
kelimeleri yaşıyorum... yalnız noktalar anlamsız... yok aslında genelde ve imlada anlamlı da burda sanki değil; hangi nokta cümlenin sonu, hangisi cümlenin bir öncesi kaçırdım bazen... bende şöyle anlam bulmuş olsun: nasıl hangi anın son olacağını bilemezsek ölüme dek (belki ölümden sonrasının da hangi aşamsının son olacağnı vs.?) hangi noktanın son bulduracağını bilemeyiz.. bilememeliyiz. alelade bir noktanın sonlandıracağından emin olunmamalı cümleyi ya da bir kelimeyi yalnız.... nokta neden virgül değildir ki? neden olmasın ki ayrıca?
kelimeleri yaşıyorum... yalnız noktalar anlamsız... yok aslında genelde ve imlada anlamlı da burda sanki değil; hangi nokta cümlenin sonu, hangisi cümlenin bir öncesi kaçırdım bazen... bende şöyle anlam bulmuş olsun: nasıl hangi anın son olacağını bilemezsek ölüme dek (belki ölümden sonrasının da hangi aşamsının son olacağnı vs.?) hangi noktanın son bulduracağını bilemeyiz.. bilememeliyiz. alelade bir noktanın sonlandıracağından emin olunmamalı cümleyi ya da bir kelimeyi yalnız.... nokta neden virgül değildir ki? neden olmasın ki ayrıca?
tamam tamam susuyorm.. sıçtın, eylül. .
Eylül 02, 2013
I.
ağır işleyen zaman
ağır...
kalbe sancı faslında
zaman evet!
mantık aynı
açısında...
bir yandan hayat
verip
bir yandan hayat
öldürür bazen!
II.
kafada birleşen
anların sinir faslı...
kelimeler nasıl
kısır?
yersiz yurtsuz bir
nefes
yakalamaya
çalıştığım.
sıçtığımın dar
odacıklarında huzur
kapıdan düştü...
bir uçurumun
uçu-rum-larına….
damdan düştü pat!
umut
darma dağın.
aşkı tekme tokat
gönder indiği
bacadan evet!
yeterince kalbe dar
duvar.
bacadan düştü aşk...
uçu-rum-un
karanlıklarına.
bir soğuk kapıdan
bacadan...
cesaret buz tuttu
dona-durdu
kelimeler...
dilden sen düştü….!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




