Şubat 13, 2017

bugün

Bugün günlerden pazartesi, gün aşırı not düşmeyeli uzunca zaman olmuş. sizinle bir parça paylaşacağım. parçanın hemen altında yorum ile parçaya dahil olan hikaye ilgimi çekti. hikayede Burçin intihar etti. hikayesi üzerine üç kez parçayı dinledim.

Eylüle sevgililer günü için bir şeyler yazmalıyım. bu tam olarak sevgililer günü yazını olmaz. sevgiler günü yazını olur. -sevgilerimle, ifademle yazımı sevgilerle bitirebilirim.

bir bakalım belki tam da burada gölgesi çalıklara düşen yaprakları sararmış bir meşe ağacı vardır. akşam etmek üzereyken güneş, çalılıkların önünde kalan birkaç parça kar birikmesi için kendini gösterebilmişken nereden çıkmıştı bu meşe.
bu mevsime bir anlam veremedim. dedim ya eylül bütün mevsimlerdir. bu kesin bir eylül meselesidir. bir eylül mevsimidir başıma gelen, sevgili Bob Ross.



Şubat 12, 2017

merhaba'dır

Merhaba. iyi ya da kötü bir an paylaşmak için açılan bir pencereden merhaba'dır. kendimi ait olmadığımı hisettiğim zamanların çokluğundan kaçmış olarak buldum. oysa yine kar yağmış tepelerin yükseklerine. kendi adıma bu yıl yeterince kar görmüş oldumu söylemeliyim. bu kez uzaktan görülmesi kâfi olur.

bir başka bakış açısından yaşamanın farklı bir yolu var. burada yaşamak yok. daha doğrusu var mı, yok mu?
burada bir 'sen' var. aslında 'sen' yok. sadece seslenmek..
-seni bu denli beklemek demek bu denli hayatı kaybetmek demek.
senden sonra kalanım yok derken kalanlarımı bir kenara itmiş olmalıyım.
bu nedenle hayatın kalanının sorgulanacak bir yanı kalmadı.
aslına bakarsan bu bir hayat yok demek.

şöyle bir pazar günü üstü edilecek laflar mı bunlar şimdi? eylül'e söylemem dilimin ucunda şeyi hatrladım. uçak bileti aldım. üç uçak bileti aldım. şimdi tekrar dönüp bunu eylül'e söyleyemem. size eylülden bahsettim mi? eylül hiç gelmeyen bir mevsimdir. bütün mevsimlerdir, bu nedenle hem hep beklenmeye hem de hep yaşanmaya oldukça elverişlidir. bu nedenle hayatın bir parçasıdır eylül.şimdi bunları söylediğimi bilse eminim dudaklarına bir tebessüm konmuş olurdu. onun için binlerce tebessümüm var. hiçbirini benimle paylaşmasa da bunu bilmeyi seviyorum.

ölmeme ne yardım eder bilmiyorum.
hayatta kalmanı sağlamayan şey ölmeni de sağlamıyor.
işte bu noktada s.çtın demektir.
bana bunun doğru olmadığını söyle.
her zaman ölümden daha fazlası var.
yaşamak da yaşanılan kısım için ölümden daha fazlası.
insanın bunun için yaşar.
sanırım öyledir.

-bunu yapmadan yapamıyorum.

kimsesiz

Göreceklerine hazır olmak için göreceklerini görmemen gerek.
     Görmemenden sonra görebilmelisin.
Seni hala saklı tutuyorum.
Ne kadar zaman olduğunun bir önemi yok
Olmasının bir gereği yok
     Bunun bir manası yok.
Seni o kadar çok beklemişken şimdi senden geriye hiçbir şeyin kalmaması nedendir?
Nedendir bu akşam üstüler
Seni aramak seni sormak sensiz olmak?
     Kelimler ne anlam ifade eder?
Kimsenin anlayacağı bir şey değildi bu
Bu nedenle kimseye anlatılmadı.
Kimse sen değil
Sen kimse değilsin
     Ben kimsesizim.
Bu kadar sessiz kalışın bir manası olmalıydı.
Seni aramakla geçen zaman
Benim için asıl zamanımdır.
     Benim zamanım sensin.
Sensiz bir zamanım yok ki benim
Kelimeleri toparlamak ne kadar güç.
İki kelimenin belini bükmek için son nefesimi vermek gibi geçen
Seni beklerken geçen bu zaman bizim zamanımıza ait değil.
Gözlerimi açtığım yokluk senden başka bir şey değil.

Bu cümleleri bir kenara bırakmanın vakti geldi.
Bunu bırakmanın ardından cümle nasıl başlar bunu bilmiyorum.
Bu nedenle biraz suskunluk gelebilir.

     Çay içelim.

Aralık 30, 2016

kaçış


Her şeyin bir parçası olan yalnız cümleler bunlar.
-Belki,
yine bilinmezliğini korumanın kaydı şartı.
Sen bilirsin.
Ah şu sen yok musun sen.
Yoksun.
Buradan sonra kelimelerin kısıldığı yer burası.
Altını kısmak, yemek için
yemeğin hazır hale gelmesi için
az sonra demlenmiş olması için
demlenmeye bırakılmış olacağı içindir.
Bak şimdi, böyle üstümü açık bırakan cümleler dökülünce
ayazda kalıyorum.
Aklıma gelişinin üşütmesi şimdilerde bundan
Önceleri farklı üşütürdü.
Nasıl üşütürdü biliyor musun?
Ben bile bilmiyorum
ya hatırlamıyorum ya da  bu tamamen dramatik saçması
Akıl yaşta değil ya da yaş tahta denilmez buna
denedim, denilmiyor.
Basmakalıpta kalmak, bir gjön oyunudur.
Aklıma düşmüşlüğünün düşkünlüğü
saate bakmamı engelliyor.
Aklanmam için bu dünyada zamanım kalmadı.
Gözlerim yarı kapalı olmak üzere.
Benim en azından yarı ölmem gerek
senlik bilincimin hatırasının oluşmayacağı bir an için
En çok da bu yüzden yenik düşmek istemiyorum uykuya.
Buna yenik düşmek denir
yenik düşmenin içinde bir yenik düşmek.
Yenik düşmek
seni düşlemek değil senden, düşünden, düşümden düşmek.
Bu kelimelerin bir kısmını gözüm kapalı yazdım.
Seni gözüm kapalı sevdim.
Seni gözüm kapalı sevdim, için kapattım gözümü.
Bunun bir hikayesi oldu.
Sonu piç biten bir dizi bölümü olur bu.
Sen karanlıksın.
Seni gözüm kapalı sevdim.
Sonra bir adım kala bir anda yine, turuncuyu kaçırdım
yine sabah olunca.



Aralık 08, 2016

korku

Senle aramızda bulunan bu kadar uzak, sen o kadar uzaktayken bu kadar uzak gelmiyordu. 
Oysa şimdi baş ucumdasın. Elimi uzatmaya korktuğum bir uzaklık bu. Fark ettin mi? 
Aklımı yokluğunla çeliştirirsem tekrar bu kadar inanamam belki. Korkuyorum bundan. Senden bu kadar uzakta olmaktan korkuyorum. Konusu sen olan her cümlemden korkuyorum. Tüm hücrelerim seninle konuşurken senin benimle konuşmandan korkuyorum. İyiden iyiye aklı yitirmemek için biraz korkmak gerekti, ben de korktum.
Asıl bir gün, korkmamaktan korkuyorum.
Şimdi ellerimi açtım, yaklaşık iki yıl üç ay yirmi altı gün belki sekiz saat önce ellerime düşen ellerin yine ellerime düşsün istedim. Ellerin ellerime düşsün isterken yazın penceresinden düşürdüğü son bahardan kalma bir yaprak gibi soğuk bir ter döktüm şakağımdan. An durdu. Bir kez sağ şakağımdan süzülürken bir haziran günü sonrası, tebessümünle elini şakağımla buluşturan bir haziran büyüsü daha olmasını diledim içimden. Gözlerinde gördüğümün büyüsünden korktum haziranın, bu aralık kışında. 
Sana uzaklığımı ölçmek içi uydurduğum bu zaman o kadar uzak değil.
Hayallerine konu olan düz bir arazide dağların yükseklerinde mi, yoksa suyu ağır akar yorgun mu bilmem çayının kıyısında mı evin? Hatırlamıyorum. Yoksa biz bunu hiç konuşmadık mı? Bilmiyorum. Bilmemekten korkmuyorum. Senden bende olan en çok şeydir bilmemek. Bilmemek sana olan yakınlığımdır. O kadar uzak olduğunu bilsem kim bilir nasıl korkardım sensizlikten. 

Kasım 01, 2016

Aynı karede sana konuşmak
mümkün mertebe dilsiz susmak.
Yazarak anlatmak isterken
yazım düştü
parmaklarım soğuk tuttu.
Konu sen iken,
savunmasız kalışımın miadı bu
kalem düştü.
Aşk mısın düşman mı?



Aralık 16, 2015

vehm

I.
Bir odanın bir ucunda
Bu ucu tutmuş, tutuşmuş oturuyordum
Aklıma karanlıklar dark olsa da
Vehminden sakındım kendimi.

II.
Bırakın bu şarkı bir daha çalsın
Kapıda kalmış bir ben olayım, bırakın..
Anahtarım içerde unutulmuş olsun.
Unutulmuş bir ben miyim sanki,
Unutulmuş bir ben miyim dimağında kilit bilmiyorum?
Yoksa hiç varlıktan eser bulamamış ben mi?
Ben miyim senin aklındaki; sen misin benim ardımdaki?
Adım adım peşimin belası sûret
Gölgem. 

Aralık 03, 2015

kırılma.

-Maziden uzaklaşma vakti geldi.
Vakit geldiğinde her zaman bir gonk! alarmı almazsınız

Şimdinin arafında daha güzel değil dünya(?)

Bir döşemeye kıvrılıp
Kırıklıkları arasından oluşan hava boşluğunda
Yine ben…
Ben yine maziyi soluyacağım biliyorum.
O kadar çok medet umdum ki pencereden
Rüzgara yüklenmiş sevgili dizelerinden umutla.
Sonra,
Belki
Cennet gökten değildir, yerdendir.


Ağustos 31, 2014

(I.)

bir
ukala karanlık!
bir gece mekanlısı..

II.
karanlığa başımı 
aydınlığa yasımı bıraktm.. 
göğsünün yokluğunda.
ve soluğunun
boşluğunda
ne ölümler verdim.
sen gecede ahım
gündüzde
gecem..

Ağustos 28, 2014

kendi çemberini biçtin satırlarca..
bu geldiğin nokta
kaderin tecellisi(!)
adının baş harfini bile seçememiş
bir kel kör kirpi tekerlemesi
kel kör kirpisisin sen. 



matruşka-II


matruşka ne içindi?
-çıktıkça insan çıkar içinden insanın.-küçülerek-

Ağustos 22, 2014

bir fikrim var;

daha iyi bir fikrim oldu sonra.. sustum; bir 'leyla' fikrine aklımı kaçırdıktan sonra.. belki unutulmuş bir leyla.

-sakın her şey olağan dışıymış gibi düşünmeme imkan tanımayın.. olağan ki:
yakınlık her ne kadar öyle görünüyor olsa da mesafeyle ilgili değildir.. bunu en iyi uzak yollardan gelenler bilir.

olağan ki:
insan belli bir yaşa kadar sadece kan bağını seçemediğini zanneder.. oysa bu seçemediğinin ilkidir yalnız.

Temmuz 20, 2014

beklemek üzeri

boş yazınlar dizisine bir başlangıç olmasın mı bu? (-olmayacak)
'boş' mevzubahsi geçince zati varlığımız kâfi.. bir hüsran şokunun biraz sonrasından yazabiliyorum.. hemen sonrasında bir bütün olarak kalabilmek bile kolay olmadı zira.
yine bekliyorum.. bir yıl öncesi bir farklı ayını zamanının üzerindekinin tıpkısının ayınısınca bekliyorum.
belirsizliğin daniskasında belirsizliği bekliyorum.

Mayıs 17, 2014


satır tutmaya özlemle
çizikleri tutamayan bir adam...
yüreğinden silikleri
kazıdıkça kanayan elleri..
ve sırtında yamalı yedek kurşun kalemle.



Nisan 15, 2014

solunumsuzluk


karanlığı takip eden sokak lambaları karanlık olmamalıydı ki.. karanlıkta aydınlığı takip edebilelim. şuan amacına bu kadar hizmet etmeyen başka bir şey düşünemiyorum.. bir de benden başka hiçbir şey..

sırtım üşümüş...



aklından geçmeye yeltenen bir ben var mı hala düşününde? -düşünmek solunumsuzluk etkisini beraberinde getirir mi? diye duraksadım... neyse ki değilmiş.

Özdemir Asaf sayfa boşluğuna karaladım..

yazmayı unutmuş bir kalemle
boğuşuyorum..
kalktım sana yordum;
sevmeyi unutmuş kalbim yanıyordu

sevgiyi unutmuş kalemdin.


Nisan 06, 2014

aylar geçti vesselam...
hayal kahvem, düşmüş satırdan..
zaman boşluk mu doğurmuş da
dizede yeri darmış..?

Şubat 28, 2014

sonsuz


-kalpte acısı dinmemiş hala belki; kabuk yara bağlamış kabuk üstüne..
herkes bilir kaldırılan kabuk kanar..
taş bağladım ucuna..
aman ne fecai!

uzun bir mesai de ister bu..

alın size bir kel alaka:
sekizin sonsuzluğu..
ve sizin doyumsuzluğunuz bayım
matematikte bi'hayli afaki..

Aralık 18, 2013

gözlerin ne hoş ki; şimdi aklım başıma geldi.
deniz gördüm..
yelkenler fora oynamalıyım.

asla terk olunmayacak saat dilimleri içerilir..
-zihinde doğum sancısı var sanırım düşünlerin
iki büklüm kalıyorum çok kez-
ayakların ve mesela... ne güzel ayakların var.

ardına anlamalı düşecek bir kelime dökebilirim düye düşünüyorum ismin..
sahi ismin neydi?

Aralık 15, 2013

günce

-bir şekilde sabah olmuş..
geceden kalma başımı yastıktan alabildiğimde saat henüz çok erken bir vakti gösteriyordu. o kadar erkendi ki gözlerim inanamadı… belki tam açılmadı da bu yüzden, emin değilim.. ve bundan ötürü olsa gerek saati hatırlayamıyorum.. yok yok çok erkendir o kesin.. 
bir zaman sonra kalkmayı da başaramadık demek değil tabi buraya kadar kısmı.. 
kalktık... sonra unuttuk her bir şeyi güya programına dair.. evet evet bir güya programım var.. adını uygulanma akıbetinden aldı zamanla.. 
tik tak tiktak tiktiktiktikk tak...
adına yakışır bir 'güya program' uyumuyla vakit su gibi akıp geçip gitme vaktine gelmiştir artık.. -bir hışımla apar topar atıştır sonra bir hışımla fırla dışarı.. tam çıktım derken -bir şey mi eksik? sanki bi'şey mi unuttum ki.. ?? yok bu sefer değil sanırım.. yola devam. 
en sevdiğim yere geldik.. -mesai sabahlarımın vazgeçilmez adresi, alt geçit konser alanı -bu sefer ki parçamız ne olsun beğenirsiniz bu yaklaşık yirmi saniyeye sığdırılan sürede.. 'aldırma gönül aldırmaa...' takılmış dilime..
yaklaşık yirmi saniye.. -biraz hızlı mı yürüyorum ne?- yalnızken hızlı yürünür çoğu zaman evet.. üsten geçen araçlar senfonisiyle konserimiz son bulurken merdivenleri bir bir tırmanırken geri dönüp son bir kez duygu dolu gözlerle o mükemmeliyetin karanlığına doğru bir bakış atmıyorum tabi ki… -yeterince saçma zaten her şey- 
hehh sonra dur da dur belediye otobüsü bekle.. -her şey bunun içindi-

Aralık 13, 2013

-uyu!

bu gece neden bu kadar suskunsun.. -derdimin derininde demi buldum sonunda-
dudakların kurumuş.. -cümlem yine su- vucudumun yüzde tam olarak bilmem kaçını aşmış, fikrimin yüzde bir çok kısmı suya çalmış.. ufak ufak göletlerde yüzmeye çalışan veletler var.. -bu hiç konumuz değil- 

konumuz, konumumuzun yokluğuna paralel olarak "yok"-bu kadar basit bir durumun anlaşılınmayacak hiçbir kısmı yok evet- söyleceğini ağza tıkıp geveleme aşaması burası.. kaçmak için vaktin yok değil -gelmek için vaktin olmamış olsa ne mutlu olurmuş sana (farkettin!)-
yutağımda, yutkunurken hissettiğim bir sızı var ki o da sudan.. sudan sebeplere sığınıp sözü uzatıyorum ya gidecek yerim yok!

bir ürperişe tabir telaşında bir kelam aradım durdum.. yorulmuşum. -uyu!-

Aralık 11, 2013

kelimeler

kostümler geçirdim bir bir akabine harflerin.. yalanlar yakışırdı belki alınları ortasına(?) -vaz geçtim..
senden bir parça kalmasın kafi..
kelimeler seçtim… kelimeler seviştirdim kaçmak için.. ardın sıra yakarışa yakalandı bir kısmı.. kimine uçurumlar biçti kader..
bir 'c' mesela gördüm ki; uçurum kenarında bir 'm' ile bakışık kalakalmış…
nasıl bir bakıştır Allahım son bakış mı?
c üzerinden bir yaş süzülürken m bakakalmış.
damla düştü! ardından c… ardından m...
m mi? -kâh yaşı kâh c yi yakalama telaşında m.. düşüştüler ve bütün kelimeler yıkıldı. bütün harfler üşüştü bir uçurum bulup buluşturup…
düşüşlerle ölümler yakıştırdılar takıp takıştırıp..  ne vahşete mevzu oldu bu!
bir z dahi kalmadı zira. ses kalmadı..

başka bir gün -uçurumsuz bir başka gün- n'ler toplanmıştır belki de kim bilir(?)

Ekim 11, 2013

kafamda kurşunlar milyonluk bir ihtimalle çarpışır..
vurulur kurtuluş fikri..

kaçışın dimağımız işgali son buldu
nasıl da giyinip kuşanmış haspam!
yapay göle durdu..


Eylül 24, 2013

sohbet

bir sohbet odasına bağlanma aşaması(çabası):

bağlantı kurulması zaman aşımıyla sabır testine tabi tutan oda..
hem daha açılışta...
daha neler bekliyordur kim bilir?
ben bilmem...
neyse ki işsiz güçsüz bi adamın beklemekle ilgili pek şikayet hakkı olmuyor..
yoksa duruma bozulabilirdim biraz
yani hakkım olsaydı!
hakkım olsaydı demişken aklıma başka mevzular hucum etmiyor değil..
bu herangi birini ilgilendirir mi?
hiç sanmıyorum..
hiç sanmadığım durumlarda kalemimi kendime saklarım..
bu gitgellerim delirdiğimi düşündürtmesin..
ya da düşündürtsün..
zaten bi şekilde düşünürsünüz..
başta olsun..
daha sabır testinin sonunu dahi görmeden
...
sabırsız olduğum kanısına da varılabilr tabi
size kalmış bayım...


kurul kurul bağlantı
kuruttun be beni
rahatsız koltuğum
karnım gurul gurul
acıktım da denebilir ama değil
ben biraz aşıktım
üstümden bi geçti!
bayım, öyle böyle değil
ah ne madurum sahi
geceler boyu dahi
uyuyamıyorum horul horul


yok la sıkılmıyorum.. beyaz sayfa severlerdenim ben.. bir de bir şiiri anımsadım.. bir de "yağmuru dansa kaldıranlardanım ben"... şiiri de yazarım bi'ara.. şimdi yazmam bi anlam taşımaz die düşünedurmaktayım... zira görünen o ki bir boşluğa yazadurmaktayım... hayatta genel olarak şu sıra öle durmaktayım.. sorduk mu la diye deme.. dur dur deme öyle deme... sor ozman boş boş durana kadar.. ne gada içerledim la kendi kendime.. hahahaa sesli güldüm piç (inci sözlük deyişi)

heheey bu bağlantı benle kafa yapıyo la.. ha bi bu eeksikti.. bi de bişeyle ilgili bi espiri vardı yahu.. dur dur hatırlıcam şimdi... dubi.. budi... hogo... yugii... neydi yahu! heh buldum :) buda... buda vardır hani uzak doğu şeyi bi de buda gelri buda geçer vardır hani... hahahaa :D


tamam sıkıldım doğrusu başka bi yol bakma içinde olurum muhtemelen birazdan.. alınma he bağlantı..


hoop..
bu rengi severimdir hep he
deneme aşaması kelimesinin neden hoop olduğunun sorma sakın..

-ismail abi?
-hoop..
-naptınn?
-nasııl??
-ne yaptın yani??...
-hee... napim be.. aynı..
-oldu ozaman ben gideyim..
-nasıll?
-gideyim diyoruum..
-yok öle değil değill.. yani nası gideceksin?
-hee.. şurdan özel limüzinimin şöförüyle özell uçağıma.. ordan gideyim giderim diyorum..
-böhöhöhöööy.. senin ağzından çıkanın kulağına erişim yollarını ne yapcaz.. şu anda hiç bilememkteyim.. 
-ne diyim ben sanaa.. artıkk
-allasmarladık..
-nasıll?
-alaasmarladık de diyom.. allasmarladık.. hani gidiyonya limüzinin o şöferinle özel uçaknan..
-hee... oldu mademm... alaasmarladıık..
-hehaohooow...

buraya geldim mi? sahi burdayım mı?
yazınca gönder nasıl oluyor yahu? kafayı yedirttiniz he bağlantı!
bi de şu uyarı yazısını okuyamadım la allah sizi ne yapmasın... 
'sadece zeki kızlar okusun.' ne demek?... başta sadece kız alın la ozman erkek ne yapsın.. okumasın mı?.. erkeklerde okusun kardeşim... 

dışardayım la ozman.. ben mi beklemeliyim hep...


peki kabul daha genel düşünülrse ufak dünyevi problemler içindeyim.. ne derece olduğuna sen karar ver....!

Eylül 22, 2013

beyin kendine son hazırlamaktan aciz… 
duvarlar var.. 
arsız yükselen ketun duvarlar..
nasıl’lar boyu haykırışlar çaresiz… 
nesiller boyu süren bir dava..
kim bilir kaç sevda çiçeğinin boynunu güneşin aksine büktüren..
gölgeye… karanlığa.. 
sevda çiçekleri mağdur.. 
üzerine düşen damlaları mahmur yağmurun..
kalk git bütün kökleri göze alarak rüzgar..
rüzgara al götür yakarışları nafile.. 
fuzili’den kulağa hoş bir gazel
gitme diyen dil.. ses zamanını da tutturamayınca
gitme’ler nafile!